Bu yazı, çocuklar ve ailelerle çalışan Psikolog Niymet Bakay’ın, ailelerde çocuklarının ekran maruziyetine yönelik sık gördüğü kaygılardan yola çıkarak hazırlanmıştır. Aileler bazen “Çocuğuma ekran izlettiğim için benim yüzümden mi oldu?” gibi sorularla kendilerini suçlu hissedebilmektedir.
Yazıda ekran maruziyeti, otizm benzeri belirtiler, gelişimsel değerlendirme ve erken destek süreci; aileleri suçlamadan, sade bir dille ele almaktadır.
Acaba Benim Yüzümden mi?
Ekranlar, Suçluluk Duygusu ve Çocuklarımızın Gelişimi
Danışmanlık merkezimin kapısından içeri giren, gözü yaşlı o kadar çok anne gördüm ki... Hepsinin gözlerinde aynı çaresizlik ve dillerinde aynı kahredici soru vardı:
“Benim yüzümden mi oldu? Çocuğuma televizyon, telefon izlettim diye mi bu hale geldi? Ben kötü bir anne miyim?”
Bugün bir uzman olarak değil, merkezimizde bu süreci ailelerle omuz omuza yaşamış biri olarak doğrudan kalbinize seslenmek istiyorum:
Lütfen kendinizi suçlamayı bırakın. Siz kötü bir anne ya da baba değilsiniz.
Evet, bugün erken çocukluk ve bebeklik döneminde yoğun ekran maruziyetinin çocuklarımızın gelişiminde çok ciddi sonuçlar doğurabildiğini biliyoruz. Özellikle dil gelişimi, dikkat, sosyal etkileşim, oyun becerileri ve karşılıklı iletişim gibi alanlarda belirgin zorlanmalar ortaya çıkabiliyor. Çocuk sessizleşiyor, göz temasını azaltıyor, ismine bakmıyor ve bazen dışarıdan bakıldığında otizm belirtileri gösteriyor.
Ancak burada gözden kaçan çok kritik bir nokta var: Ekran maruziyeti tek başına sıfırdan bir otizm yaratmaz. Otizm spektrumu çok etkenli, nörogelişimsel bir durumdur ve yalnızca ekran kullanımıyla açıklanamaz. Aslında çocuğun yapısında, yani genetiğinde halihazırda var olan bir yatkınlık, bir kırılganlık olabilir. Ekran ise ne yazık ki bu yatkınlığı görünür hale getiren, çocuğun gerçek insan ilişkisiyle kuracağı teması azaltan ve semptomların daha belirginleşmesine yol açan güçlü bir çevresel etken haline gelebilir.
Yani siz bilerek, isteyerek çocuğunuza zarar vermediniz. Sadece çağın en büyük tuzağına, hepimiz gibi yakalandınız. Suçlanması gereken siz değilsiniz.
O Gözyaşları Nasıl Gülümsemeye Dönüşüyor?
Danışmanlık merkezimize ağlayarak gelen o ailelerin çok büyük bir kısmıyla, süreç sonunda birbirimize sarılarak, gülerek vedalaştık. Ama dürüst olmalıyım; o gülerek ayrıldığımız noktaya gelene kadar arkada devasa bir emek, efor ve karşılıklı çok büyük bir özveri var.
Bu sihirli bir değnek değil. Bu, birlikte yürüdüğümüz yoğun ve sabır isteyen bir yolculuk.
Şunun da altını çok kalın çizmek isterim: Otizm spektrumu ya da gelişimsel gerilikler, tek bir uzmanın tek başına çözebileceği bir süreç değildir. Mesleki etiğin en önemli kuralı, doğru sınırları bilmektir. Bu yüzden merkezimizde bu yolculuğu asla tek başıma yürütmüyorum.
Çocuğun ihtiyacına göre psikolog, çocuk gelişim uzmanı, dil ve konuşma terapisti, özel eğitim uzmanı, ergoterapist ve çocuk psikiyatristi gibi farklı uzmanlık alanlarıyla birlikte düşünmek gerekebilir. Her çocuk aynı değildir; bu nedenle her çocuğun destek planı da kendine özel olmalıdır.
Peki, Bu Süreçte Gelişimsel Alanları Desteklemek İçin Ekibimle Birlikte Ne Yapıyoruz?
İlk ve En Net Adım: Ekranı Hayatımızdan Tamamen Çıkarıyoruz
İlk ve en net adımımız ekranı hayatımızdan tamamen, hiç esnetmeden çıkarmak oluyor. Çocuğun beyninin o sanal dünyadan çıkıp gerçek dünyaya dönmesi için bu şart.
Çünkü ekran çıktığında çocuğun yeniden insana, sese, oyuna, beklemeye, sıra almaya, ortak dikkate ve gerçek ilişkiye dönmesi gerekir. Bu noktada ailelere yalnızca “ekranı kapatın” demiyoruz. Ekranın yerine ne koyacaklarını da birlikte çalışıyoruz.
Çocukla yerde oyun oynamak, onun ilgisini takip etmek, göz teması için baskı kurmadan ilişkiyi güçlendirmek, seslenme ve bekleme fırsatları oluşturmak, ortak dikkat becerilerini desteklemek bu sürecin en temel parçalarından biri oluyor.
Durumu Anlamak
Bayley-4 veya AGTE gibi testlerle çocuğun şu an gelişimsel olarak tam nerede olduğunu, neye ihtiyacı olduğunu net bir şekilde haritalandırıyoruz.
Burada amacımız çocuğa bir etiket koymak değil; onun güçlü yanlarını, zorlandığı alanları ve hangi gelişim basamaklarında desteğe ihtiyaç duyduğunu açıkça görmek. Çünkü doğru destek, doğru değerlendirmeyle başlar.
Çok Yönlü ve Ekip Odaklı Destek
İşte o en çok emek verdiğimiz, en değerli kısım burası. Ben süreçte Floortime ve Bütüncül Oyun Yaklaşımı ile çocuğunuzla yerde, göz göze yeniden bağ kurarken; bu alanda uzman ekip arkadaşlarımla, uzman hocalarımızla birlikte çok yönlü bir destek planı oluşturuyoruz.
Floortime yaklaşımında çocuğu zorlayarak değil, onun ilgisini takip ederek ilişki kuruyoruz. Bu ilişkinin içinden iletişimi, karşılıklı etkileşimi, duygusal bağı ve sosyal gelişimi güçlendirmeye çalışıyoruz. Bütüncül Oyun Yaklaşımı ile yalnızca davranışa değil; çocuğun duygusal ihtiyaçlarına, aileyle ilişkisine, oyun becerilerine, duyusal hassasiyetlerine ve günlük yaşam ritmine de bakıyoruz.
Gelişimin her alanını eş zamanlı besliyoruz. Bununla da kalmıyor, Portage Erken Destek Programı ile bu süreci evinizin güvenli ortamına da taşıyoruz.
Çünkü gelişim yalnızca görüşme ortamında ilerlemez. Evde, sofrada, oyun sırasında, parka giderken, banyo yaparken, yani gündelik hayatın içinde büyür ve güçlenir.
Sizi ve uzman ekibimizi sürecin birer parçası yaparak, ekranın gölgelediği o gelişim ve uyaran açığını hep birlikte, bütüncül bir yaklaşımla destekliyoruz.
Ailelere Söylemek İstediğim En Önemli Şey
Eğer çocuğunuzda akranlarından geri kalma, içine kapanma, ismine bakmama, göz temasında azalma, konuşmada gecikme, oyun becerilerinde sınırlılık ya da yoğun ekrana yönelme gibi durumlar gözlemliyorsanız, kendinizi suçlayarak vakit kaybetmeyin.
Panik yapmayın. Ama ertelemeyin de.
Genetik bir yatkınlık olsa bile, erken dönemde doğru adımları attığımızda, verdiğimiz yoğun emek ve uzman ekibimizin gücüyle çocukların gelişim seyrini olumlu yönde destekleyebiliyoruz.
Bu süreçte amaç kimseyi suçlamak değildir. Amaç çocuğu anlamak, aileyi güçlendirmek ve doğru desteği zamanında başlatmaktır.
Unutmayın: Siz kötü bir anne ya da baba değilsiniz.
Siz, çocuğu için endişelenen ve doğru adımı atmaya çalışan bir ebeveynsiniz.
Ve bazen destek yolculuğunun ilk adımı tam da buradan başlar: Suçluluğu bırakıp destek istemekten.
Bu yazı Psikolog Niymet Bakay tarafından hazırlanmıştır.